Tedavi sürecinde kaygı duymak zayıflığın değil, son derece belirsiz bir duruma verilen tamamen anlaşılır bir yanıtın işaretidir. Bedeniniz ve zihniniz devasa bir şeyle baş etmeye çalışıyor; kaygı çoğu zaman bu yükün dışa yansıma biçimidir. Onu olduğu gibi görmek — olağandışı bir duruma verilen olağan bir tepki — zaten önemli bir başlangıçtır.
Birçok hasta, sonuç bekleme dönemlerinde yoğunlaşan özel bir kaygı biçimi tanımlar. Tahlil veya görüntüleme öncesindeki haftalar duygusal açıdan tüketici olabilir. Her yeni beden belirtisi bir endişe kaynağına dönüşebilir. Zihniniz kesinlik ararken, kesinliğin çoğu zaman ulaşılamaz olduğu bir ortamda bunu yapmak zorunda kalırsınız.
Bazı pratik stratejiler günlük kaygıyı yönetmeye yardımcı olabilir. Farkındalık meditasyonu, zihinsel dikkatinizi geleceğe yönelik senaryolardan şimdiki ana çeker. Basit nefes egzersizleri — dört sayım nefes almak, dört sayım tutmak, altı sayımda vermek — sinir sisteminizi yatıştırabilir. Bu bir büyü değil, fizyolojidir: stres yanıtınıza doğrudan müdahale ediyorsunuz.
Kaygıyı yazan olarak dışa dökmek de güçlü bir araçtır. Sayfayı "kontrolüm dışında olanlar" ve "yapabileceklerim" diye ikiye bölmek, belirsizliği daha yönetilebilir hissettirmeye yardımcı olur. En önemlisi, kaygınızı sağlık ekibinizle paylaşın; bu, bulantı veya yorgunluk gibi ele alınması gereken tıbbi bir semptomdur.