Yas denildiğinde akla ilk gelen genellikle gözyaşıdır. Ama yasın içinde öfke de yaşar — ve bu, konuşulması en az kolay duygulardan biridir. Hastalığa, hayatın adaletsizliğine, hekimlere, Tanrı'ya, hatta zaman zaman kaybettiğiniz kişiye öfke duyabilirsiniz. Ve bu öfke için kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
Öfke, yasın meşru bir parçasıdır. "Neden bu oldu?" sorusu, cevabı olmayan bir sorudur ve bu cevapsızlık çoğu zaman öfkeye dönüşür. Öfke, kontrol kaybına verilen evrensel bir yanıttır. Sevdiğinizi kaybettiniz — bu, dayanması gereken en büyük kontrolsüzlüklerden biridir.
Öfkeyi bastırmak yerine ona alan açın. Güvendiğiniz birine anlatmak, yazmak, fiziksel hareket etmek — yürümek, koşmak, ağır bir yastığa vurmak — bunlar öfkenin bedensel enerjisini serbest bırakmak için geçerli yollardır. Öfkeni taşımak, onu ifade etmekten çok daha yorucudur.
Bir terapistle çalışmak, öfkenin altında başka ne olduğunu keşfetmenize yardımcı olabilir: üzüntü, korku, yalnızlık ya da yanıtsız kalan sevgi. Öfke çoğu zaman daha derin bir acının kapısıdır — ve o kapıdan geçmek iyileşmenin bir parçasıdır.