"Bu kadar zaman geçti, neden hâlâ bu kadar zor?" Bu soruyu kendinize sormak, yasın ağır günlerinde çok doğal gelir. Sanki bir zaman sınırı varmış gibi, belirli bir sürenin ardından "normalleşmiş" olmanız gerekiyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ama yas böyle çalışmaz.
Yas, beş aşamadan geçip biten doğrusal bir süreç değildir. Dalgalar halinde gelir. Bir gün neredeyse kendinizi iyi hissedersiniz. Ertesi gün, kayıp üzerinden aylar geçmiş olsa bile, o kişiyi ilk kez kaybetmiş gibi ağlayabilirsiniz. Bu gerileme değildir. Bu yasın doğasıdır.
Etrafınızdaki insanlar bazen farkında olmadan bir zaman çizelgesi dayatabilir. "Artık devam etme zamanı değil mi?" gibi yorumlar, iyi niyetle de söylense, acıyı geçersiz kılmaya çalışıyormuş gibi gelebilir. Bu tür yorumlara nasıl yanıt vereceğinizi bilmek zor olabilir. Ama şunu bilmeniz önemlidir: yasınız için kimsenin onayına ihtiyacınız yoktur.
Yasın bir takvimi yoktur. Kaybın büyüklüğüne, o kişiyle olan ilişkinizin derinliğine ve kendi tarihinizdeki başka kayıplarla olan bağlantısına göre değişir. Kendinize zaman tanıyın — ne kadar gerekiyorsa o kadar.