Uzun bir hastalık sürecinin ardından kayıp yaşandığında, bazı insanlar beklenmedik bir duyguyla karşılaşır: rahatlama. Ve bu duygunun hemen ardından derin bir suçluluk gelir. "Ölümü mi bekliyordum? Bu nasıl bir insan olmaktır?"
Şunu açıkça söylemek gerekir: rahatlama hissetmek insanidir. Çoğu zaman acı çeken sevdiğinizin artık acı çekmediğine dair bir rahatlamadır bu. Ya da uzun süre yoğun bakım altında geçen hayatın yarattığı tükenmenin biraz hafiflemesidir. Ya da bekleyişin sonunda bitmesidir. Bu duygu, sevginizin ne kadar derin olduğunun ölçüsü değildir.
Rahatlama ve yas bir arada var olabilir. İkisi çelişkili değildir. Sevdiğinizin gidişine üzülmek ve artık acı çekmediğine sevinmek aynı anda mümkündür. Sevgi karmaşıktır — ve bu karmaşıklık, zayıflık değil, insanlığın derinliğidir.
Bu duyguyu bir terapist ya da yas destek grubunda paylaşmak, onu taşımaktan çok daha kolaydır. Büyük ihtimalle yanınızdaki insanlar aynı şeyi hissetmiş ama söylemeye cesaret edememiştir. Sesli söylemek, suçluluğun gücünü azaltır ve kendinize karşı daha şefkatli olmanıza kapı açar.